30 Mart 2010 Salı

almanyaya gelmek tamamen farklı bir şarkı bütünü havuzuna balıklama atlamak oldu. Ne kadar 5 senemi almanlarla geçirmiş sayılsam da; Du Hast, Engel... gibi Rammstein şarkıları, veya sie liegt in meinen Armen gibi Türk-Alman karışımı bi kaç şarkı ve lisede öğretilen ciaoa Bellanın almanca versiyonu dışında çok fazla almanca şarkı bilmiyordum. Buraya gelince ilk bi kaç gün ingilizce pop çalan radyolarda takıldıktan sonra, almanca radyolara da bir şans vermek istedim, vermez olaydım.
Almanca şarkı bilgimi genişletmeme aslında hiç gerek yokmuş!
Şarkılarında bir şarkıda olması gereken hiçbir şey yok, ruh, ritim, adam gibi melodi, sanki sürekli bir rap havası varmış gibi. Şarkıcıların da suçu yok kaba bir dil almanca. Romantik bir akşam yemeği sırasında mum ışığında sevgilinizin elini tutup ich liebe dich dediğinizi düşünsenize, ih libe dih peeeeh kaçar bütün romantizm. Hele bir de daha güneylerden olduğunuzu düşünün iş libe diş... Gel de sevdiğini şarkıya dök bir de romantik olsun.

Tam alman şarkı yazarlarını ve şarkıcıları affedecekken, radyoda bir anda bir şarkı çaldı, öyle bir şarkı ki beni taa 90lı yıllara türk pop müziğindeki şarkıları sorgulama hatasına düştüğüm yıllara götürdü. O zamanın şarkıları tabi bu zamanınkiler kadar dejenere ve nefret içermiyor olsalar da bir anlamsızlık bütünü içindeydiler, özellikle çoğu insanın hatırlamayacağı ve bu konuda da haklı oldukları bir şarkı üzerinde saçma sapan kafa yorardım. O şarkı ne mi :) Misafir ol gel bana börekkler açayım sana. Param pulum yok ama kalbim açıktır sana. Anneme parası yoksa nasıl fırın alacak nasıl börek yapacak derdim. Bu kız beni görmeli bana kazak örmeli şarkısından sonra kazak örmeye çalışmıştım, benim kazak örmemi bekleyecek biri olacak diye :) ah 90lar vah 90lar ne kadar iyiydi. Burak Kutlar Tarkanlar Yonca Evimikler Noran Noranlar ... ne kadar güzel isimler ne kadar güzel şarkılar vardı heheyyyt. :)

konu dağıldı toparlayamadım olsun :) sağlık olsun iyi geceler efenim


27 Mart 2010 Cumartesi

Münih, önyargıların ne kadar yersiz olduğunun ispatı

geldik geldik münihlere kadar geldik
geldik de ne mi gördük
önyargıların yersiz olduğunu
almanları ketum, suratsız insanlar olarak görürdüm ben
anlayışsız umursamaz dediğim dedik
burada ise gördüğüm hayatlarından memnun, nasıl olursa olsun bi şekilde yardım etmeye hazır, güler yüzlü insanlar
tamam çok önyargılı ve saçmaymış düşüncelerim
kabul ediyorum
"aman erasmusa almanyaya gidip de ne yapıcam"
dediğim zamanları hatırlıyorum
ve
gülüyorum
tamam belki bir önceki hindistan maceram kadar heyecanlı değil, belki sürekli hayat savaşı vermiyoruz ama birazcık değişiklik o kadar iyi oldu ki :)
en önemlisi kendi başıma yaşamayı öğreniyorum burada
kendi ayaklarımın üzerinde durmayı
kendi sorunlarımı kendi kendime halletmeyi
benim için deneyim başka bir ülkede yaşamaktan çok kendi başına yaşayabilmek bence
ve bu da önemli bir şey

sabahları alman radyosuyla uyanıyorum =) duş alıyorum markete gidip ihtiyaçlarımı alıyorum eve geliyorum kahvaltı yapıyorum dışarı çıkıyorum tekrar gelip öğlen ya da akşam yemeği yapıyorum o kadar hoşuma gidiyo ki bu durum :)

he bir de iyi midir kötü müdür bilemem ama günde en az 10 15 tane türke rastlıyorum =)

sağlıcakla kalın

14 Mart 2010 Pazar

o her şeyi kendi yanından görür
almak istediğini alır
başka şey düşünmez
beni unuturdu
onun her anı heyecan dolu
beni üzdüğü zamanlarda bile
yokluğunu hissetmek beni korkuturdu

ben her şeyi onun için onun yanında yaparken
o hepsine uzaktan bakardı bir yabancı gibi
her sözümü dinliyor gibi beni kandırırken
içinden geçen binlerce ses bastırırdı sesimi

o her günü yeni bir umutla
bekler gibi görünür
yarına inanmaz
beni avuturdu
onun her anı heyecan dolu
beni üzdüğü zamanlarda bile
yokluğunu hissetmek beni korkuturdu

İzleyiciler