ayrılığın,
o ağızda bırakan keskin baharat tadı
kalbin beynin ayrı zonklayışı
bir anda durmak düşünmek
düşünememek
ses boğuklaşması
içten gelen bir isyan bağırma kırıp dökme isteği
gözlerin dolup ağrıyıp bir yere varamaması
boğazın düğümlenmesi
konuşacakken o çıkan garip ses
kulağın ağır bir şekilde vınlaması
ve o anda bütün ilişki, hayaller, sözler göz önünden geçerken
hayallerin geleceğe dönüş filmindeki fotoğraf karelerinin solması gibi solup yanındaki insanların değiştiğini hissederken
arka fonda candan erçetinin duruma daha da depresif bir hal katması
her aşk bitermiş bir gün bildim her aşk bitermiş öğretildim...
hep duygusal olan kaybedermiş
hep acıyan iç
onun olurmuş...
Çocuk gibi
tiril tirilliğinle
kucaklardım seni...
yazlar ve unutuşlar geçerdi
günlerin güneşini içerdi
sessizce
aşkın
teri
dolardı kasıklarıma..
fıçılarda damıtılmış
şarap renginde şafak...
ayaklarının bastığı kumlara
basardı ayaklarım...
ince
güzelliğin senin
seni kuşatan
gökyüzü kadar sadeydi...
insan
güzelliğin senin...
katıksız merakın...
katıksız
şehvetin ve sevincin...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder