Yargılamanın bazen bize düşmediğini düşünüyorum. Hep yaptım şimdiye kadar. Hata bence. Yargılamadan yaşamak lazım. Yargılamayı çok istiyorsan, kendi yaptıklarını yargılayacaksın. Senin dışında gelişen olayları değil.
O kadar 'biz'siz gelişiyor ki olaylar. Hayat bizim hayatımız olsa da genelde edilgen bir tutum içinde oluyoruz. Yani hayatta kişinin yaşamını etkileyen o kdar çok şey var ki. Mesela bir insanın herhangibir saniyede ölmesi çok olası bir şey. Bunu aslında hepimiz biliyoruz. Bu şekilde herhangibir saniye ölürsek eğer, bunu yargılamamızın pek bir manası yok. (yani zaten ölmüş olacağımızdan istesek de yargılayamayız, ama mesela bu bir yakınımızın başına geldi)
İnsan tahmin yürüttüğü bir konuyu, hele de elinden hiçbir şey gelmeyen bir konuyu yargılamaya ve sorgulamaya başlarsa: 1) bunun sonu gelmez, 2) insan en sonunda delirir, herhalde
artık yargılamıyorum o yüzden. Kim bana neden bunu dedi, o bana neden böyle yaptı. Olaylar benim eksenimde gelişmiyor şu anda. Hem de hiç. ye iç hiç. Bundan çok rahatsızım. Herkes benim yerime karar verme döneminde şu anda. Ben de öyle savrulan bir küçük kanadı yamalı kuş. İç dengelerimi kaybettim. Şu final öncesi zaman iyi gelecek sanırım. Sanırım insanlardan gerçek anlamda nefret etme dönemindeyim. Al işte Almanyadan arkadaşlarım geldi. Ve bu haftasonu geri gidecekler. Onları görmem lazım. Göremem ama.
Dün eski sevgilimle karşılaştık kadıköyde. O kadar değişmiş ki. En yakın arkadaşım tanıyamadı bile. Bana 'sen de çok değişmişsin' dedi. Ne kadar garip. Bir zamanlar her şeyi birlikte yaptığın insana bu kadar uzak olman.
Kimseye göstermeden bir şeylerin üstesinden gelebilmek o kadar zor ki. Güçlü görünüp bu kadar yükün altından kalkmaya çalışmak. Hayatımda bana yardım eden insan sayısı o kadar az ki. Hayır etmesinler yardım, ama köstek de olmasınlardı keşke. Herkes için için kanadığımı görüyor. Gerçekten çok kanıyorum çünkü. Herkes kendi yoluna devam ediyor sonra. Çok mu insanlara bağlı yaşıyorum. Öyle sanırım.
Ama bu davranışları hak etmiyorum. Artık ne pahasına olursa olsun koyucam insanlara karşı sınırlarımı. Hayat o şemsiye çikolataların tadı gibi olamaz hep.
Bir gün gerçekten adam gibi dostlarım olacak. Bencil olmayanlarından. Ya da hiç olmayacak. İnsanlardan sıkıldım.
Bir adam olsa. O adada da bir kulem. Raf raf kitaplar. Filmler. Çikolata şelalem olsa. (yok yok diyete giriyorum ne şelalesi) Pikabım olsa, bir sürü de plağım. Kocaman yumuşak bir koltuğum olsa. Yumuşacık. Kedim de olsa. Bembeyaz tüylü. Prensim olsa beni bekleyen. Gerçekten benim için dağları bile delecek. Otursam tüm gün karşıdaki adadan çalınan şarkılar eşliğinde kitap okusam.
Her şey gerçekten sahte iken, içimdeki yönetmen isyan edip stüdyoyu terk etti. Filmimi bile yönetemiyorum.
Size de mutlu seneler.
Bulursanız bir tutam da bana getirin..
Ya da boşverin alın hepsini bencilce har vurup harman savurun
Fikret Kızılok- Bir Harmanım Bu Akşam
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder