18 Aralık 2008 Perşembe

aşk yakmış

aşk yakar diye bir diziye rastladım bu gece. pek fazla televizyon alışkanlığı olan biri değilim ama uykum çok fazla kaçıyor şu sıralar ve gerçekten iyi geliyor televizyon. meltem cumbulla özcan deniz başrollerde. başını pek bilmiyorum tabi ama zannımca özcan denizle meltem cumbul sevgililermiş. o kadar çok seviyorlarmış ki özcan denizin kalbinde n diye dövme bile görüyoruz(meltem cumbulun dizideki adı nazlı). sonra olaylar nasıl gelişiyor muamma benim için ama özcan deniz başka bir hatunla evleniyor ve bunu öğrenen meltem cumbul, ki o sırada düğün hazırlıklarında. alıyor eline silahı. köy ahalisine göstere göstere gidiyor özcan denizle buluşmaya ve şöyle diyor
seni sevdim, seveceğim... ölene dek
ve baaaam vuruyor özcan denizi
sonra sanırım kendini de vuruyor ama kapadım orada
sevdiğine zarar verebilir mi insan. hele ölene kadar seveceği bir insana. onu gözünden sakınması gerekmez mi. öyle bunalım bir durum ve öyle bir bencillik ki. insan sevdiği insanın mutluluğu için elinden geleni yapmaz mı. başka biriyle bir insan mutlu olamaz mı. olursa diğer kız cinnet geçirip 'nayır ulan yemin etmiştin yalnızca benle mutlu olacaksın' mı demeli.
anlayamadım.
sanırım ben de bir ara aynı duyguları yaşamıştım.
'nasıl olur, hani yalnız ben olacaktım. alçak hem de başka bir kızla hem de mutlu nöldürmeliyim onu' tripleri. yapmadım tabi bunu.
ama aradım baya bir küfrettiğimi hatırlıyorum. yazık suçu da başka bir kıza aşık olmak. ya da gününü gün etmek. her neyse işte. ne komikmiş.
ama 16 yaşındaydım daha.
küçük ve çocuk kelimeleri gündemdeydi o zamanlar.
gerçi şimdi de pek büyümüş sayılmam da.
nasıl bir cinnet anıdır o yarabbim.
sevmek fedakarlıktır.
sevmek emektir.
yoksa değil midir?

Hiç yorum yok:

İzleyiciler