22 Aralık 2008 Pazartesi

carpediemimsi çılgınlıkların itü yansımaları

yorgunum. pilim bitik. o kadar çok kahve içtim ki sabah. eve gelince kalp pıtpıtpıtlamasından uyuyamadım adam gibi. şimdi de kalktım. yüzümü yıkadım. ama bana mısın demedi. ödevim var. elimi kıpırdatacak halim yok!! bunların hepsi 'İTÜ mühendis yetiştirir' lafına kanmam yüzünden. bence kimse 'ölü' bir mühendis istemez.
ben buldum ne olduğunu 'İTÜ asosyalleştirir'. Gerçekten de. Bu isteğe bağlı bir şey değildir. Yani en azından '4 senede bitirsem de bir hoş olur. Hadi bilemedin 1 dönemcik uzasın' diye düşünüyorsan ve 'hadi ufaktan da iyi olsun not ortalamam' diye ekliyorsan hele bir de. o zaman işte seyret eğlenceyi.
İTÜ'nün mükemmel insan asosyalleştiren yönleri var.
1) çoğu insan bana karşı çıksa da, kocamaaan bir kampüsün olması demek, insanların yaylalara yayılır gibi yayılması demek. yok efendim her 3 bölüme 1 fakülte hepsine kantin bıdı bıdı. bir de bunlar kocaman bir kampüste. insan arkadaşını telefonla zor bulurken, normalde ona nasıl rastlayacak da iki kelam sohbet edecek de falan filan. ilk dönemlerdeki 'hadi insanları kaynaştıralım' muhabbeti olarak havuz derslerini herhangi bir fakülteden alıp insanlarla kaynaşmak hayali de bu şekilde ancak yemekhanede elinde kocaman bir tepsiyle 2 kişilik bir yer ararken yapılan sohbetlere bırakıyor kendini. bu ortak ders olayları genel olarak bence 'ya itüdeki erkek kız oranı çok yamuk yumuk o zaman ortak dersler koyalım kaynaşsın şunlar' mantığıyla olduğuna inanıyorum. yeni üniversite heyecanı içinde ve ne yapılacağının bilinçsizliğinde yapılan 'pardon fizik ödev sitesine nasıl üye olucam' diye başlayan sohbetler genelde 'sinemaya mı gitsek yarın' tarzı sohbetlerle bitebiliyor. tabi genel olarak üniversitede lisedeki dil yanmalarından sonra 'yoğurdu üfleyerek yeme' durumu da buna arka olmuyor değil. 'abi bak kendi bölümündeki kızla mı çıkılır, manyak mısın, her dersiniz aynı sonra mazallah ayrılırsanız napıcaksın?' tarzı muhabbetler iki tarafı da korkutmakta ve birlikte alınan bu ortak dersler genel olarak 'çöpçatanlık klubü' şeklinde olmaktadır bir sosyalleşmeden çok.
aynı zamanda fakültelerin bu kadar uzak olması sırf 'trafik'te değil 'yaya olarak yolda' geçen zamana da büyük etki bırakmaktadır. Bir fakülteden diğerine yürümenin 25 dakika olduğu tek kampüs bizimkidir herhalde.
2) sanırım 2. en önemli sebep yapılan öğretimsel hatalar. matematik hocamızı örnek vermek isterim. kadın gerçekten öğretmeyi seven biri. kendinden zaman ayıran. öğrencisi için 'saçını süpürge eden'. dersin çanı düşük, çoğu ortak ders gibi. çanın altı sınıfta kalıyor. DC tarzı notlar yok yani. öyle sınavlar yapılıyor. neyse hocanın anlatış şekli 'çocuklar bu derse gelin kesin 1 soru çıkar' modunda. sanki geleceğimiz mesleğimiz için bir şeyler öğrenmiyoruz da, lisedeyiz hala (ki lisedeki o olay da saçma) tek amaç geçmek. öğrenciler sırf ders geçme derdinde olduğundan derste yazılan şeyleri hemen defterlerine geçiriyorlar ve özümsemiyorlar bile. o kadar çok sınav, ödev, kısa sınav var ki; bize ilkokulda öğretilen şeyin 'her öğrendiğini kavra' mantığını rafa kaldırdığım zamanlar çok oluyor. bu da insana sorgulama yetisini kaybettiriyor. mühendisin analitik zekası olur, ama kıvrak zekasıdır önemli olan. risk durumları. onun için düşünmesi lazımdır. neyse işte İTÜ yalnızca bu sorgulama yetisini elinizden almıyor, mükemmel akademik takvimleriyle sizin kişisel gelişiminize katkıda bulunacak her şeyi de beraberinde alıyor. tam dönem başlarken hayalleriniz, o dönem için beklentileriniz oluyor ki, ilk vizeler, her hafta verilen ödevler,ikincileri... derken bir bakmışsınız, siz bu zamanda ne o bahsi geçen kurslara gitmişsiniz, ne kendinizi geliştirebilmişsiniz, ne de arkadaşlarınızla buluşabilmişsiniz.
Durum böyle olunca kitap okumaya, film izlemeye vakit ya da hal bulamayan bu insanlar, yan yana gelince aynı bölümden olmayınca konuşma 'aa nasıl geçti vizelerin abi'den daha öteye gidemiyor. gerçi 1. maddemizde bahsettiğim gibi bu konuşma elinde kaynar çorba duran bir tepsiyle oluyor ya. neyse işte :)
carpe diem.bir haftada yapılacak tonla şey varken ve 2 gün içinde normal 1 insanın 1 günlük ihtiyacı kadar uyumuş olduğumdan evimde ölü gözlerle bu ekrana bakıyorum. çıkmam lazım artık arkadaşlarımla buluşmam. ama yorgunum çok. ödevlerim de var bunun yanında.
zor zor İTÜ zor. konu İTÜ ve asosyalleşme olunca denecek çok şey var. ama diyemicem, çünkü çarşambaya ödevim var. kusura bakmayın artık.

Hiç yorum yok:

İzleyiciler